Otel inceleme,incelemeler,otel yorum,otel puan,otel incele,inceleme

Oteller hakkında inceleme,yorum,resimler,fotoğraflar,incelemeler,puanlar

Arama Sonuçları

Club Familia Çeşme Tatil Köyü

Sep-8-2008 Yazar admin


Club Familia Çeşme Tatil Köyü hakkında genel bilgi:

“Egenin incisi Çeşme’de; aileniz ve sevdiklerinizle birlikte tatil yapabileceðiniz mükemmel bir mekan … Club Familia Çeşme tatil köyü
“Herşey Dahil Tam Tatil”

Mavi bayraklı denizi… Bay ve Bayanlara özel güneşe açık havuzları… Plajları… Lüks odaları… Açık büfe zengin mutfağı… Çocuk oyun alanları ve Animasyonları ile Club Familia Çeşme Ailece sizlere mükemmel bir tatil sunuyor…

Çeşme limanına 5 km, Adnan Menderes hava alanına 90 km uzaklıkta olan Club Familia Çeşme’de, tatilinizi keyfe dönüştürecek tüm ayrıntıları siz ve aileniz için bir araya getirdik.”

Doğubeyazıt

Sep-8-2008 Yazar admin

En son gezdiğim yerlerden biri Doğubayazıt. Doğubeyazıt Ağrı iline bağlı İran sınırında Türkiye – İran transit yolu üzerinde bir ilçe. İlçe zengin bir tarihe sahip. Eski Beyazıt’ta ve kalede Urartu mezarlarının oluşu, şehrin tarihini çok eskilere dayandığını gösteriyor.

Doğubayazıt’ta ilginç bir ticari hareket var İran’la imzalanan sınır protokolü sebebiyle ilçe ekonomisi sınır ticareti, ithalat ve ihracat ile canlılık kazanmakta. Buraya açık pazardan gelen ithal mallar için çevre illerden de bu ilçeye alış-verişe gelen insanlar bir hayli fazla. Diğer geçim kaynakları ise genellikle hayvancılık, tarımla uğraşan kesimler olmasına rağmen bu konuda pek bir görüntü alamadım.

Bunlar ilçe hakkında birkaç ufak bilgi. Turistik olarak bizi ilgilendiren daha çok gezilecek görülecek yerler tabi ki. Dünyaca ünlü Ağrı Dağı Doğubayazıt ilçesinin sınırları içerisinde. Yılın on iki ayı zirvesindeki karları erimeyen Ağrı Dağı’nda genellikle Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında dünyanın her tarafından gelen dağcılar yerli rehberler eşliğinde dağa tırmanıyorlar. Rehberlik hizmetleri verilmek üzere ilçe merkezlerinde dağcı dernekleri de var. Ayrıca Ağrı Dağı’nın yanında aslına göre küçük olsa da bir hayli heybetli Küçük Ağrı Dağı var. Büyük Ağrı Dağının yüksekliği 5137 m., Küçük Ağrı Dağı ise 3896 m. Tırmanışlar genellikle Büyük Ağrı Dağına yoğunlaşıyor.

Doğubayazıt’ta aslında hepimizin sık sık gördüğü tarihi bir de yapı var. Yeni 100 Ytl.’nin arka kısmında resmi bulunan İshak Paşa sarayı. Burası Topkapı sarayından sonra ikinci teşkilat sistemli saraydır. İshak Paşa sarayı Osmanlı’nın lale devrinde yapılana en son büyük anıt olma özelliğini de taşıyor. Sarayın toplam kaç oda ve bölümden meydana geldiği bilinmemekte. Halk arasında bilinen 360 odalı saray görüşü doğru kabul ediliyor. Sarayın oturduğu zemin, vadi yakası olduğundan, kayalık ve sert bir yer 3 tarafı (Kuzey, Batı, Güney) dik ve meyilli. Sadece doğu tarafında müsait bir düzlük var. Sarayın giriş kapısı buradan. Kış mevsimlerinde sarayın kalorifer teşkilatına benzer bir sistemle ısıtıldığı biliniyor. Böyle bir merkezi ısıtma sisteminin dünyada ilk kez burada kullanıldığı iddia ediliyor. Sarayı gezerken birde şöyle bir şey duydum rivayete göre bu saray yapılacağı sırada Ağrı Dağı’nı görmemesin istenmiş. Saray öyle stratejik bir yere inşa edilmiş ki koca Ağrı Dağını saraydan görmek imkansız.

Tüm dünyanın bildiği ve hakkında binlerce efsaneler bulunan Nuh’un Gemisi de bu ilçede. İ.Ö.Ortadoğu tarihinin en geleneksel kaynağı olarak bilinen eski Ahid şöyle geçmektedir; ”ve gemi yedinci ayda, ayın onyedinci gününde Ararat (Ağrı) dağları üzerine oturdu”. (8.bap 4.ayet). Araştırmalar sonucu Ağrı Dağı’na uzak bir noktada bir arazide gemiyi andıran bir çukur şeklinde duruyor. Buraya gemi göreceğim diye giderseniz hayal kırıklığına uğrayabilrsiniz. Göreceğiniz sadece toprak üzerinde gemi şeklini andıran derin bir yarık. Fakat bilim adamları bunun gemiden kalan kalıntılar olduğunu doğruluyor.

Doğubayazıt’ta ilginç tarihi olaylarla karşılaşmamak mümkün değil. 1913 yılında buraya bir de meteor taşı isabet etmiş. 60 m derinliğinde 35 m. çapında dünyanın en büyük ikinci meteor çukuru olma özelliğine sahip.

Küçük Ağrı Dağının güney eteğinde bir de doğal anıt mağarası var. Bu mağaranın adı Buz Mağarası, 100 m. uzunluğunda 8 m. derinliğinde İçinde bazalt lavlar, kayalar ve bu kayaların üzerinde saf ve temiz suların donmasıyla oluşmuş buz tabakaları var. Kışın fazla soğuk olmayan bu mağara, hava akımının etkisiyle yukarıdan damlayan suları dondurarak buza çeviriyor. Mağara’nın girişinden süzülen güneş ışıkları buzlara çarparak ilginç görüntüler oluşturuyor.

Buraya geldiğinizde yemeniz gereken birkaç yemekte tavsiye edebilirim. Yörenin en meşhur ve lezzetli yemeği Abdigor Köftesi, yağsız sığır eti, soğan ve baharatlarla yapılan bu köfte bir tokmak yardımıyla etin taş üzerinde dövülmesiyle hazırlanıyor ve pilav üzerinde servise sunuluyor.

Diğer bir yemekse Selekeli (Saç Kavurma), taze kuzu eti doğranıp içine tereyağında eritilmiş salça koyuluyor ve sarımsaklı yoğurt ile servis yapılıyor.

İlçede 9 adet otel bulunmakta ilçe merkezi çok büyük değil benim tabirimle küçük yerlerde herkesin gittiği işlek bir cadde vardır. Ben buna mecburiyet caddesi diyorum burada da böyle bir cadde var.

Eğer buraya gelmeye karar verirseniz karayoluyla direksiyonunuzu doğuya güneşin ilk doğduğu yere çevirmeniz yeterli. Burada güneşin doğuşunu herkesten önce siz görebilirsiniz. Eğer uçakla gelecekseniz, hava alanı bulunan yakın iller; Ağrı, Kars, Erzurum ve Van.

Herkese iyi tatiller…

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=34476

Kaçkarlar

Sep-8-2008 Yazar admin

Küçük buzuldan usulca yol alıyoruz ve içimden bu yol bitmez nidalarıyla cebelleşiyorum kara battıkça. Tırmanış öncesindeki yağan iki günlük kar yürüyüşümüzü oldukça zorlaştırıyor. Elimi uzatsam boğazdaymışım gibi hissediyorum fakat bir türlü yol bitmek bilmiyor. Artık adımlarımızı sayarak yürüme haline geçtik. Düşün ki 7 adım sayıyorum 8. adımı atamıyorum ki ben sağlam diyodum kendime ama sağlamlığımızın kolpalığını dağ vuruyor yüzümüze. Boğaza vardığımızda öğleni buluyordu saat.sabah 09.00 da çıktığımızı düşünürsek ummuduğumuzdan daha uzun sürdü.

Küçük buzulun yanından çıkılan kuzey rotasında boğaza gelince artık sizi kırmızı oklar karşılıyor. Gideceğiniz yönü gösterek :) Biraz garip karşılamadım değil açıkçası , rotayı bu kadar basite indirgeyip herkesin çıkmasını sağlamak bence biraz kolayına kaçmak gibi. Artık önümüzde sarp kayalıklar ve dikkat etmemiz gereken kar ve yer yer buzlaşmış kütleler var. Yalan yok biraz tırstım. Çok fazla malzememiz olmadan devam etmelimiydik. Yasin devam deyince söyleyecek fazla söz yoktu. Yukarıya dogru sırtın arkasından okları takip ederek adım adım yükseldik.İlerledikçe geri bu yoldan dönemeyiz düşüncesi aldı götürdü bizi.Rota öyle bir yerde tıkandı ki inanın elimizi uzatsak zirvede olacaktık. 3700 m irtifadan geri dönmek :( Ama maalesef bir yerde karar vermek zorundasın. Kendimce jerzy lik messner lik oynamanın sınırına varmıştım sanırım. Dağda doğru ve çabuk karar vermek o kadar önemli ki inerken arkamızdan patlayan havaya bakarak yasine dua ettim devam etmediğimiz için. Geldiğimiz yolun inişi buzlu olduğundan farklı bir rotadan dilberdüzü yönünde iniş yaparak tekrar boğaza yöneldik .Büyük bir hüsran vardı içimde boğaza vardığımda. O kadar yaklaşmıştıkki zirve sırtına. Şimdi kara bulutlarla kaplı zirveye seneye görüşmek üzere diyerek küçük buzula doğru inişe başlıyoruz. Kampa vardığımızda saat 16.00 buluyordu. Hızlıca aşağıya Y.Kavron a inmeye başlıyoruz. İstanbulun gündelik değişen hava koşulları burda dakikalara ayaralı sanki. Bir anda bir bulut kümülüsünün içindesin bri bakmışşın 10.dakika sonra pırıl pırıl parlıyor güneş. Sisler ülkesi diyorlar buraya gerçekten de sisin ne zaman geleceği belli değil. Aşağıya indikçe yaylanın tek tük ışıkları gözükmeye başladı. Akşam olmak üzere ve yeniden yalçın abinin şahin kafesine doğru yol alıyoruz. İşte özlenen ses

Ulaa neettunuz uşaklarr. Yaptunuz zirve ?

Yok abi zirve sırtından geri döndük.

Dedum size olmaz diye. Siz delimisinuz habuu havada çıkaysunuz.Kardır hep houralar şimdi.

Aynen öyle abi.Çok kar vardı yer yerde buzdu.

Hadi gelin sofraya..

Yasin le bakışıyoruz . İşte en güzel haber bu. O akşam dönüş yolunda Yalçın abinin kafesinde kalıyoruz.

Akşam bayağı bi sohbetten sonra erkenden uyumaya ve sabah havanın durumuna göre Krater göllerine gitmeye karar veriyoruz. Y.kavron üzerinden yaklaşık 1-1, 30 saatlik yavaş bir yürüyüş temposuyla çıkılabiliyor göllere.Hemen yukarısı Naletleme geçidi ve Olgunlar yaylasına iniş parkuru bulunuyor.

Sabah havanın güzelliğiyle erkenden göllere doğru kahvaltı için hareket ediyoruz.1 saat içinde göllere varıyoruz ve inanılmaz bir manzara karşılıyor bizi. 3500 m yükseklikte ki bu gölleri mutlaka dünya gözüyle görmek ve hatta suyuna girip çıkmak gerekiyor :)

Hoş bir sürpriz var göllerde yanlız değiliz. Yanlarına yaklaşıp günaydın demek gerek koca dağda görmeden geçemezsin birbirini.

Anlıyoruzki İsrailliler. 5 kişiler ve Olgunlara geçecekler. Kaçkar zirveden geldiğimizi ve şartların iyi olmadığını anlatıyoruz. Ülkemizde yabancıyız be kaptan. Şu topraklara geldiğimizden beri gördüğümüz tek bir türk turist olmadı. Üstüne inerken ve çıkarken toplam 30 kişiye denk geldik ki, iki kişi hariç hepsi de İsrailliydi. İnsan bu kadar İsrailliyi burada görünce şüphelenmeden edsemiyor açıkçası. Kutsal toprakları buralara kadar uzandıysa başımıza iş verir ilerde bunlar diyerek gülüyoruz yüzlerine :)

İki kişi hariç demiştik. O iki kişi İsveç ten gelme Karı koca. Amcam Ornitolog yani hususiyeti kuşlarla. Biz inerken onlar çıkıyorlar.

Ve başlıyor muhabbetimiz Kaçkarlar güncesi - 3 için..

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=33180